Bu içerik, ilgili yazılım ve bilgiler kontrol edilerek güncel sürüm ve kullanım durumuna göre revize edilmiştir.
Yazar: Bünyamin KAYA
- Yeni Copilot sürümü, yerel WinUI altyapısını bırakıp web bileşenleri ve Edge tabanlı hibrit mimariye geçiş yapıyor.
- Yeni Copilot sürümü daha akıcı bir arayüz sunsa da, önceki yerel sürüme kıyasla belirgin şekilde daha yüksek RAM tüketebiliyor.
- Uygulama paketi içinde tam kapsamlı Edge bileşenlerinin yer alması, disk kullanımı ve arka plan kaynak tüketimi açısından dikkat edilmesi gereken bir değişim oluşturuyor.
- WebView2 ile özel Edge çalışma ortamının birlikte kullanılması, Copilot’un klasik bir PWA değil daha kontrollü bir hibrit uygulama yapısında çalıştığını gösteriyor.
- Bu mimari değişiklik, düşük donanımlı sistemlerde performans etkisi yaratabileceği için kullanıcı deneyimi kadar kaynak verimliliği açısından da önem taşıyor.
Windows 11 için dağıtıma çıkan yeni Copilot sürümü, önemli bir mimari değişiklikle geliyor. Önceki sürümlerde kullanılan yerel WinUI kodu terk edilirken, bunun yerine web bileşenlerine dayalı bir yapı tercih edilmiş durumda. Bu değişim daha önceki bulgularla örtüşüyor; ancak dikkat çeken asıl detay, Copilot’un artık tam kapsamlı bir Microsoft Edge paketi ile birlikte gelmesi.

Microsoft’un yapay zekâ yarışındaki konumuna dair net bir yargıya varmak zor olsa da, mevcut tablo şirketin Windows için istikrarlı ve oturmuş bir Copilot deneyimi oluşturmakta zorlandığını gösteriyor. Özellikle her birkaç ayda bir yaklaşım değişikliği yaşanması, ürün stratejisinde tutarsızlık algısını güçlendiriyor.
Yeni sürüm, aslında daha önceki versiyonların yerini alıyor. Süreç şu şekilde ilerledi: WinUI tabanlı yerel uygulama, onun öncesinde kullanılan WebView sürümünün yerini almıştı; o da PWA versiyonunun yerine geçmişti. Daha da geriye gidildiğinde Copilot’un bir dönem yalnızca kenar çubuğunda çalışan bir özellik olduğu görülüyor.

Eğer henüz yeni Copilot sürümünü almadıysanız, Microsoft Store üzerinden “Microsoft Copilot” araması yaptığınızda yeni bir listeleme ile karşılaşıyorsunuz. İlginç olan nokta, Copilot zaten yüklü olsa bile bu listede tekrar indir butonunun görünmesi.
İndirme butonuna bastığınızda işlem neredeyse anında tamamlanıyor. Bunun nedeni, aslında Copilot uygulamasının kendisinin değil, bir yükleyici (installer) dosyasının indirilmesi. Bu yaklaşım, Microsoft Edge yükleme sistemi ile oldukça benzer bir yapı sergiliyor.
Bilgi: Microsoft Store’un, yükleme sırasında “başka bir pencerede işlem yapmanız gerekiyor” uyarısı göstermesi, Copilot’un artık doğrudan Store üzerinden yönetilmediğini açıkça ortaya koyuyor.
Güncelleme tamamlandığında, eski WinUI tabanlı Copilot uygulaması otomatik olarak sistemden kaldırılıyor. Yerine geçen yeni sürüm, Başlat menüsü ve diğer alanlarda tamamen kontrolü devralıyor.
Yeni Copilot arayüzü açıldığında, deneyimin web.copilot.com ile neredeyse birebir aynı olduğu görülüyor. Arayüz oldukça akıcı ve ilk bakışta yerel uygulama hissi verecek kadar optimize edilmiş. Ancak bu noktada bazı kritik dezavantajlar da mevcut.

Uyarı: Yeni Copilot sürümünde yüksek RAM kullanımı dikkat çekiyor. Bu durum, Microsoft’un Windows performansını iyileştirme yönündeki son çabalarıyla çelişebilir.
Özetle, yeni Copilot daha modern ve hızlı bir deneyim sunsa da, kaynak tüketimi ve altyapıdaki sürekli değişim gibi faktörler, kullanıcılar açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken kritik detaylar arasında yer alıyor.
Copilot’un yeni sürümü, yüksek sistem kaynağı tüketimi ile dikkat çekiyor. Hibrit bir yapı benimseyen bu versiyon, beraberinde kendi Microsoft Edge tarayıcı altyapısını da getiriyor.
Yapılan testlerde, Windows Latest ekibi Copilot’un arka planda 500 MB’a kadar RAM kullanabildiğini gözlemledi. Kullanıcı Copilot ile etkileşime girmeye başladığında ise bu tüketim 1 GB seviyesine kadar çıkabiliyor.
Uyarı: Bu RAM kullanımı, özellikle düşük donanımlı sistemlerde performans düşüşlerine ve çoklu görevlerde yavaşlamaya neden olabilir.
Karşılaştırma açısından bakıldığında, önceki yerel (native) Copilot sürümü genellikle 100 MB’ın altında RAM tüketimi ile çalışıyordu. Bu fark, yeni sürümdeki web tabanlı mimarinin sistem kaynakları üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.
Özetle, yeni Copilot daha gelişmiş bir altyapı sunsa da, kaynak verimliliği açısından önceki sürümlere kıyasla belirgin bir gerileme söz konusu.

Bu durum merak uyandırdığı için, yeni “web tabanlı” Copilot uygulamasının nasıl farklılaştığını inceledim. Elde edilen bulgulara göre, bu sürüm aslında hibrit bir web uygulaması olarak çalışıyor ve arka planda yeniden markalanmış (fork edilmiş) bir Edge örneğini, WebView2 konteyneri içinde özel bir uygulama gibi çalıştırıyor.
Bilgi: Bu yapı sayesinde Copilot, web teknolojilerinin esnekliğini korurken uygulama benzeri bir deneyim sunabiliyor.

Yukarıdaki ekran görüntüsünde de görülebileceği üzere, Copilot’un kurulum klasörü içinde doğrudan 146.0.3856.97 numaralı bir dizin yer alıyor. Bu dizin, aslında tam kapsamlı bir Microsoft Edge kurulumu içeriyor. İlgili Edge klasörünün boyutu ise yaklaşık 850 MB seviyesinde.
Bu klasör; msedge.exe, msedge.dll, msedge_elf.dll, ffmpeg.dll, libGLESv2.dll, Vulkan/SwiftShader ve WidevineCDM gibi Edge’e ait tüm temel bileşenleri barındırıyor.
Uyarı: Bu seviyede kapsamlı bir tarayıcı motorunun uygulama içinde yer alması, disk kullanımı ve RAM tüketimi açısından ciddi bir yük oluşturabilir.
Ayrıca Windows Latest’in gözlemlerine göre, yeni Copilot uygulama paketinde bulunan msedge.dll dosyasının tek başına 315 MB boyutunda olması, burada kullanılan altyapının aslında tam teşekküllü bir Chromium tarayıcı motoru olduğunu net şekilde doğruluyor.

Eğer bu yapı standart bir WebView2 ya da Progressive Web App (PWA) olsaydı, Windows 11’de zaten entegre halde bulunan Microsoft Edge altyapısını kullanması beklenirdi. Ancak mevcut durumda Copilot, bunun yerine kendi Edge türevini (fork) beraberinde getirerek farklı bir yaklaşım benimsiyor.
Yapılan incelemelerde, Copilot paketinin içinde Edge’e ait çeşitli alt sistem bileşenlerinin de yer aldığı tespit edildi. Bunlar arasında Browser Helper Objects, Trust Protection Lists, PdfPreview, Extensions, edge_feedback, edge_game_assist ve DRM modülleri bulunuyor.
Uyarı: Bu kadar geniş kapsamlı tarayıcı bileşenlerinin uygulama içine gömülmesi, yalnızca performansı değil, aynı zamanda güncelleme yönetimi ve güvenlik yüzeyini de karmaşık hale getirebilir.
Bu yaklaşım, Copilot’un klasik bir web uygulamasından ziyade tam entegre bir tarayıcı motoru üzerine inşa edilmiş hibrit bir çözüm olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

İlginç bir şekilde, Windows 11’in yeni Copilot uygulaması hem WebView2 hem de tam tarayıcı yeteneklerini aynı anda barındırıyor. Paket içinde yer alan msedgewebview2.exe dosyası bu durumu açıkça ortaya koyuyor.
Bununla birlikte, uygulama dizininde bulunan EmbeddedBrowserWebView.dll gibi birden fazla .dll bileşeni, Copilot’un yalnızca bir web arayüzü olmadığını; aksine Microsoft Edge ile birlikte paketlenmiş bir WebView2 çalışma ortamı içerdiğini gösteriyor.
Bilgi: Bu çift katmanlı yapı (WebView2 + tam tarayıcı motoru), Copilot’un hem web tabanlı esnekliği hem de uygulama seviyesinde kontrolü aynı anda sağlamayı hedeflediğine işaret eder.
Sonuç olarak, Copilot’un yeni mimarisi standart bir web uygulamasının ötesine geçerek, doğrudan tarayıcı motoru entegre edilmiş hibrit bir platform yaklaşımını benimsiyor.

Bu yeni Copilot sürümü, teknik açıdan oldukça ilginç bir uygulama olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda, klasik web uygulamaları veya PWA’lara kıyasla neden daha hızlı ve akıcı hissettirdiğini de açıklıyor. Bunun temel nedeni, Microsoft’un Copilot uygulaması içinde Edge’in özel bir kopyasını sunması, özel bir başlatıcı (mscopilot.exe) kullanması ve arayüzü WebView2 üzerinden render edilen bir web uygulaması olarak çalıştırması.
Bilgi: Bu mimari, performans tarafında avantaj sağlasa da, uygulamanın arka planda tam bir tarayıcı motoru çalıştırdığı gerçeğini değiştirmiyor.
Her ne kadar bu yapı teknik olarak başarılı bir web uygulaması deneyimi sunsa da, Windows 11 ekosistemi açısından farklı bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Zira işletim sistemi halihazırda web uygulamaları, PWA’lar ve Electron tabanlı yazılımlar ile oldukça dolu bir yapıya sahip.
Uyarı: Bu tür hibrit uygulamaların artması, uzun vadede sistem kaynaklarının verimsiz kullanılmasına ve genel Windows performansının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.
Özetle, Copilot’un yeni sürümü teknik açıdan güçlü bir yaklaşım sunsa da, kaynak kullanımı ve sistem şişkinliği (bloat) açısından tartışmalı bir noktada konumlanıyor. Siz bu yaklaşım hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.


